Günümüzüde bağımlılaklar toplumumuzda büyüyen bir yara. Tıbbın ilaçları çoğu bağımlılık için hayli güçlü seçenekler sunuyor. Ne var ki psikoterapiyle desteklenmedikçe bağımlılıkların tekrarlanma olasılığı maalesef çok yüksek. Diğer taraftan “kumar bağımlılığı” çoğu zaman sigara gibi zararlı alışkanlıklar statüsünde değerlendirilip geçiştiriliyor. Bu yazımızda kumar bağımlılığını ele aldık.

Kumar bağımlılığının tedavisini güçleştiren faktörlerin birincisi eylemsel bağımlılıkların toplum tarafından kimyasal bağımlılıklardan farklı olarak bir bağımlılık olarak değil de kötü alışkanlık olarak değerlendirilmesi. İkinci neden olarak kumarın şans, talih ya da bahis oyunu gibi daha masum görünen isimlerle anılması olarak gösterebiliriz. Son neden olarak da dünyada çok sayıda ülkede kumarın devlet himayesinde oynatılması sayılabilir.

Maalesef yukarıda saydığımız nedenler kumarın sosyal anlamda daha kabul edilebilir ve daha az tehlikeli olarak değerlendirilmesine yol açıyor. Toplum tarafından kabul edilebilir olması kumar davranışının artmasına ve bağımlılığa dönüşmesine ciddi anlamda destek sağlıyor. Çünkü bir bağımlılığının toplum tarafından kabulu ne kadar yaygınsa bağımlılığın artma oranı o kadar yükselir. Alkol veya madde bağımlılıklarından daha az tehlikeli olarak değerlendirilmesi ise bağımlı düzeyde kumar oynamanın alınabilir bir risk olarak görülmesine neden oluyor.
Oysa kumar bağımlılığı aynı diğer bağımlılıklar gibi uzun vadede ciddi anlamda maddi sıkıntılara, aile problemlerine, iş bulma ya da devam ettirme sorunlarına, psikolojik zorluklara ve intihara sebep olabiliyor.

Kumar Bağımlılığının Tanısı
Kumar bağımlılığı literatüre 18. yüzyılın başlarında girdi; DSM’de yer alması ise 1980’de gerçekleşti. Ancak yine de bağımlılık olarak değil başka türlü tanımlanamayan dürtü kontrol bozukluklukları altında yer aldı. Neyse ki 2012 yılında yayınlanan DSM 5’te kumar bağımlılığı ilk kez bağımlılıklar kategorisinde değerlendirildi.

Bu dramatik gecikmenin en önemli sebebi ise kumar bağımlılığının herhangi bir kimyasal bağımlılık gibi günlük hayatta bariz bir işaretle kişi üzerinde genellikle görülmemesidir. Kumar bağımlısında diğer kimyasal bağımlılıklardan farklı olarak sosyal hayatta ne bedende ne bilinçte ne de davranışta dışarıdan birinin farkedebileceği bir değişim olur. Dolayısıyla saklaması kolaydır ve bu nedenle kumar bağımlılığına “saklı bağımlılık” da denir.

Kumar sorunu yaşayan bireyler genel olarak iki kategoriye ayrılırlar:
1. Problemli kumar oynayanlar
2. Patolojik kumar oynayanlar

Her ne kadar bu iki kategori birbirleri yerine kullanıyor olsalar da temelde bazı farklılıkları söz konusudur. Ancak her ikisinde de kumar oynamada kontrolün kaybolması, aile ve iş hayatında kumar sebepli sorunlar yaşama, hırsızlık, kumarda kaybettiğinin peşine düşme gibi özellikler ortaktır.

Patolojik kumar oynama ile problemli kumar oynama arasındaki fark ise tamamen tanısal ayrım ile ilgilidir. Şöyle ki; kumar davranışının psikiyatrik hastalıklar tanı kitabı olan DSM-4’teki kumarla ilgili on tanısal kriterden beşini karşılaması halinde patolojik kumar oynama, üçünü karşılaması halinde problemli kumar oynama olarak adlandırılıyor. Söz konusu on kriter şunlardır:

  • Zihin meşguliyeti: Kişinin aklında sürekli kumar oynama davranışlarının olması.
  • Tolerans: Kişinin istediği heyecanı sağlayabilmek için giderek artan miktarlarda parayla kumar oynaması.
  • Geri çekilme belirtileri: Kumar oynamayı azaltma ya da bırakma girişimlerinde bulunurken huzursuzluk ya da irritabilite duyumsaması.
  • Kaçış: Kişinin sorunlarından kaçması veya kendisini rahatsız edici duygulardan uzaklaşması için kumar oynaması.
  • Peşine düşme: Kişinin para kaybettikten sonra kaybettiklerini kazanmak için tekrar kumar oynaması.
    Yalan söyleme: Kişinin kumar alışkanlığının seviyesini gizlemek için aile bireylerine, danışmana ve diğer kişilere yalan söylemesi.
  • Yasa dışı eylemler: Kişinin kumar alışkanlığını finanse edebilmesi için yasal olmayan işlere girişmesi.
    Bailout: Kişinin kumar sonucunda yaşadığı mali sıkıntılardan kurtulması için çevresindekilere güvenmesi.
    Kontrol kaybı: Kişinin kumar alışkanlığını kaybetmesi kontrol edebilmesi yada kesebilmesi için tekrar eden başarısız denemelerde bulunması.

Kumar Bağımlılığının Etiyolojisi
Kumar bağımlılığını bilişle, genetikle, öğrenme vs. farklı boyutlarda açıklamaya çalışan çok sayıda model var. Gelinen noktada kumar bağımlılığının çok boyutlu ve oldukça karmaşık bir yapısı olduğu ve dolayısıyla da tek bir modelin kumar bağımlılığını açıklayamayacağı kabul ediliyor. Genetik yatkınlık, yüksek düzeyde depresyon ya da kaygı bozukluğu, dürtüsel ya da antisosyal kişilik yapısı, düşük özgüven, geçmiş zayıf sosyal destek ya da aile ihmali ve istismarı hikayesi kumar bağımlılığının başlamasında ya da devam etmesinde etkilere sahip.