Kumar Bağımlılığında Seviyeler ve Aşamalar
Kumar oynama bağımlılığı dört seviyede değerlendirilir:
0. seviye hiç kumar oynamayanları isimlendirmek için kullanılır.
1. seviye; sosyal ya da boş vakit oynayıcılarına karşılık gelir. Kumar oynayanların çok büyük bir bölümü bu seviyededir ve bu oynama hayatta herhangi bir problem oluşturmamaktadır
2. seviye; kumar oynamaya bağlı bazı problemler yaşamaya başlayan kumar oynacılarına karşılık gelir. Bu seviyedekiler için riskli kumar oynama, problemli kumar oynama tanımları da kullanılır.
3. seviye; kumar oynamaya bağlı ciddi sorunlar yaşamaya başlayan kumar oynayıcılarına karşılık gelir. Bu seviyedekiler genelde DSM’deki patolojik kumar tanı kriterlerini karşılarlar. Kumar bağımlılıları ise kazanma, kaybetme, çaresizlik ve umutsuzluk olmak üzere 4 aşamayı yaşarlar.

Kazanma aşamasında kişi sosyal olarak ya da boş zaman eğlencesi veya günlük hayat stresinden kaçışın bir yolu olarak kumar oynamaktadır. Zaman zaman belli miktarda para kazanır ve bunun sonucunda daha büyük rakamlarla kumar oynamaya ve kumara daha fazla vakit harcamaya başladığında sorun da başlar.

Kaybetme aşamasında kişi kumarla daha çok meşgul olmaya ve daha sık büyük rakamlarla kumar oynamaya başlar. Kayıp artmıştır ama bu durum şansın yaver gitmemesi olarak rasyonalize edilir. Bu aşamada kayıpların peşine düşülür, çevreye söylenen yalanlar artar, kumar oynama sebepli günlük hayatta zorluklar yaşama başlar ve kumara bırakmaya yönelik verilen sözler bozulur.

Çaresizlik aşamasında kişi ciddi anlamda sağlık ve ilişki problemleri yaşar. Kayıp arttıkça çaresizlik hissi de yoğunlaşır. Kazanmaya dair hayalleri yoğun şekilde kurmaya devam ettiğinden bırakmak hala çok zordur. Kumar oyununu finanse edebilmek için hırsızlık yapabilir, karşılıksız çekler yazabilir ya da başka suçlar işleyebilir.
Umutsuzluk aşamasında kişi tamamen umudunu kaybetmiştir. Kumardan vazgeçmiş ancak yaşamak ya da yaşamamak da önemini kaybetmiştir. Hapise girmesi ciddi olasılıktır. Depresyon yaygındır, intihar ise gerçek bir tehlike olarak hayatlarında bulunmaktadır.

Kumar Bağımlılığı İle İlişkili Konular
Kumar oynamanın bağımlılığa dönüşmesinde ya da bağımlılığın devam etmesinde bilişsel çarpıtmaların etkisi de büyüktür. Bu çerçevede özellikle kumar bağımlısının oyunu kontrol edebileceğine dair inancı, oyunu kazanabilecek bir beceriye sahip olduğuna dair inancı, tesadüfi kazanç ya da kayıpların belli olaylara bağlama eğilimi ya da oyun esnasında kayıplarını unutma ya da küçümseme ve buna karşı kazançlarını hep hatırlama ya da büyütme yönelimi kumar bağımlılılarında en yaygın görülen bilişsel çarpıtmalardandır.

Alkol ve madde bağımlılığı ile kumar bağımlılığı arasında yüksek bir ilişki vardır. Kumar bağımlıların yüzde elliden fazlasının alkol ya da madde bağımlısı olduğu konuyla ilgili yapılan araştırmaların ortaya çıkardığı önemli bir bulgudur. Yine duygu durum bozuklukları ile kumar bağımlılığı arasında yüksek bir ilişki vardır. Özellikle major depresyon, sonrasında hipomani ve mani, kumar bağımlıların sıklıkla muzdarip olduğu diğer psikopatolojilerdendir.

Bütün bu ilişkiler bize bir ilişkiden bahsediyor ancak bu ilişki bir sebep sonuç ilişkisi midir ya da hangisi sebep, hangisi sonuçtur soruları konuyla alakalı yapılacak daha çok araştırmanın sonucu olarak cevaplanabilecektir. Kumar bağımlılığı her ne kadar daha çok erkek hastalığı olarak bilinse de yakın zamanda konuyla ilgili yapılan araştırmalar kadınlarda kumar bağımlılığı probleminin her geçen gün arttığını göstermektedir. Uluslararası bahis şirketlerinin kadınlara yönelik ayrıca pazarlama ve reklamlar yapması da bu potansiyeli farketmelerinin bir sonucu olsa gerektir.
Bununla beraber yapılan araştırmalar; kadınlar yaş olarak erkeklerden daha geç kumarla ve kumar bağımlılığıyla tanıştıklarını ancak erkeklerden daha erken tedavi için yardıma başvurduklarını göstermektedir.

Kumar bağımlılığı özellikle gençlerde ve yaşlılarda ciddi anlamda üzerinde durulması gereken bir konudur. Gençler henüz aktif hayata atılmadıkları yaşlılar da aktif hayattan çekildikleri için, gençlere hayatlarındaki eğlence yetmediği yaşlıların hayatlarında çok eğlence kalmadığı için, gençlerin ve yaşlıların ortak olarak hayatlarında ciddi değişimler olduğu için kumara başlama ve bağımlılık geliştirme riskleri ciddi anlamda fazladır.

Çevresel Faktörler
Yapılan araştırmalar, kumar bağımlılığının nedenlerini çok erken yaşlara hatta çocukluk dönemine dayandığını ortaya koyuyor. Özellikle ergenlikte aile ve arkadaş çevresiyle olan ilişkiler bağımlılığın kökenlerini oluşturuyor.
Çocuk dünyaya geldikten sonra ebeveynlerin çocuğuyla kurduğu iletişim çocuğun ruhsal gelişimini etkiler. Sağlıklı ebeveyn, çocuğun doğumundan itibaren bireyselleşme ve bağımsızlaşma çabasını güvenli yaklaşımlarıyla destekler. Eğer çocuk, koruyucu ve bağımlı ya da otoriter anne ve baba yaklaşımlarıyla yetiştirilir ise çocuk da bağımlı ilişkilere açık hale gelir.

Yeterli düzeyde sevgi görmeyen, bağımsızlaşma çabası desteklenmeyen, sınırlarını belirlemede güçlük çeken temel güven duygusu ve benlik saygısı gelişmemiş bireyler, eksik kalan duygusal ihtiyaçlarını zararlı alışkanlıklara yönelerek karşılamaya çalışırlar.

Çocukların, çiftlerin sorunlarının parçası olması çocuğu duygusal, ruhsal ve kişilik gelişimi açısından olumsuz etkileyebilir. Aile içinde onay görmeyen, takdir görmeyen, bağımsızlaşma süreci desteklenmeyen çocuk, sokakta arkadaş grubu içerisinde güçlenir. Kişilik ve kimlik kazanır. Sokağa yönelen, bağımsızlaşan çocuk merak, ilgi ve arkadaş gruplarının etkisiyle zararlı alışkanlıklara yönelir.

Merak, arkadaş grubu, sağlıksız toplumsal çevre kumar bağımlılığına yol açar! Bireyin kumar oynamasının merak, arkadaş grubunun yönlendirmesi, arkadaşlarına “hayır” diyememesi gibi birçok nedeni vardır. Aile içinde bir üyenin kumar oynaması, bireyin kumar oynamasının tetikleyebileceği gibi kumar bağımlılığını bireyin modelleme ilişkisine bağlayabiliriz. Bireyin aile ve sosyal çevresinde kumar oynayanlar varsa, kumar bağımlısı olma riski yüksektir.Birey, ya arkadaşlarından ya da ailede kumar oynayan üyeyi model alır ve kumar bağımlısı olur.

Kumar bağımlılığı ülkemizde ve dünyada internet teknolojisinin gelişmesiyle ulaşım imkanının kolaylaşmasına bağlı olarak ciddi bir artış gösterdi. Buna karşın her ne kadar eylemsel bağımlılık genelinde bir farkındalık artışı söz konusu ise de halen araştırma, önleme, müdahale ve tedavi konularında ciddi eksiklikler ve boşluklar söz konusudur. Bu durum zaten her anlamda zorlu olan bağımlılık sorununu daha da zorlu hale getirmekte ve zararı önlemede başarılı olunamasa bile zararı azaltmayı bile zorlaştırmaktadır.

Tedavi
Psikoloji, kumar bağımlılığının merkezine “kazanma” ve beyin “ödül mekanızmaları”nın çalıştırılması ilişkisini kurar. Bu sağlıksız ilişkide yukarıda belirttiğimiz çevresel faktörlerin önemi büyüktür. Psikodinamik yaklaşımla bu çevresel faktörlerin geçmiş yaşantılarına dair kişide farkındalık sağlamak ve bağımlılığın bilişsel yapısına BDT yöntemleriyle yaklaşıp, kişideki otomatik düşünceleri belirlemek; patalojik saptırmaların saptanması psikoterapinin olmazsa olmaz yöntemleri arasındadır. Akabinde, tepkiyi engelleme ve imgesel duyarsızlaştırma çalışmaları genellikle olumlu sonuçlar vermektedir. Konusunda uzman bir psikoterapistin bu bağımlılıktan muzdarip danışanlara yardımcı olabileceği kesin bir durumdur.

Diğer taraftan farmakolojik yani ilaç alanında da alternatifler bulunmaktadır. Son yıllarda yapılan çalışmalarda Lityum ve karbamazepin’in kumar bağımlılığında olumlu sonuçlar verdiği saptanmıştır. Ancak en yaygın ilaç kullanımı Naltrekson ve SSRI grubu ilaç kombinasyonlarıdır.

Eğer siz de kumar bağımlılığından şikayetçiyseniz ve bu bağımlılıktan kurtulmanın mümkün olmadığını düşünerek büyük hata yapıyorsunuz demektir. Biz profesyoneller sizlere bu konuda çok başırılı çözümler sunabiliyoruz. Yardım almaktan çekinmeyin.

Uzm. Psikoterapist Berk Ergin

Berk Ergin